Tam puan alan su markası yok!

0
337

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi, 5 yıl önce hazırladığı su raporunu güncelledi. Rapora göre, bir su markasının 100 tam puan alabilmesi için PH düzeyinin 7-8.5 aralığında olması, içinde biyolojik, kimyasal hiçbir kirleticinin olmaması gerekiyor. Ancak Türkiye’de tam puan alan tek bir su markası bile yok.

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi, 5 yıl önce hazırladığı su raporunu 13 Ocak 2019 tarihi itibariyle 14. kez güncelledi. Raporda korkutucu sonuçlar yer aldı.

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin “Su Raporu”, Türkiye’deki ambalajlı su markalarının verilerini bir bütün olarak ele alıyor.

“Su Raporu” 5 kısımdan oluşuyor:

  1. Su markası,
  2. Su kaynağının bulunduğu şehir,
  3. Suda asla olmaması gereken biyolojik, kimyasal, radyolojik değerler,
  4. Su da mutlaka olması beklenen mineral değerleri,
  5. Suyun PH’ını gösteren bölüm.

PUANLAMA NEYE GÖRE YAPILIYOR?

Bir su markasının 100 tam puan alabilmesi için PH düzeyinin 7-8,5 aralığında olması, suda biyolojik, kimyasal, radyolojik hiçbir kirleticinin olmaması ve minerallerin belirlenen aralık değerlerinde olması gerekiyor. Bir marka en yüksek 100 puan alabilirken, eksi 25 bin değere kadar da gerileyebiliyor. Sabit değer sıfır (0) kabul ediliyor. Mineraller ve PH, suyun değerini artırıyor. Kirleticiler eksi puan almasına yol açtığı için suyun değerini düşürüyor.

VERİLER NASIL TEMİN EDİLİYOR?

Türkiye’de su analiz verilerini toplamanın hayli zor olduğunu belirten Gıda Hareketi yetkilileri, Sağlık Bakanlığı ve su firmalarının veri erişimine izin vermediğini kaydediyor. Bazı firmalar verilerini Gıda Hareketi’ne düzenli gönderirken, bazıları sitelerinde biler yayınlamıyor.

ANALİZLERİ KİM YAPIYOR?

Sularla ilgili hiçbir analiz yapmadıklarını veya aracılık etmediklerini belirten Gıda Hareketi yetkilileri, “Su numunesini alan da analizleri yapan da Sağlık Bakanlığı’nın illerdeki ilgili birimleri. Biz sadece resmi raporları bir araya getirerek tablolaştırıyoruz” diyor.

MARKALARIN SON DURUMU NE?

Gıda Hareketi’nin 13 Ocak 2019 tarihli güncellenen raporuna göre; ‘Doğal Mineralli Kaynak Suyu’nda 82,73 puanla Buzdağı, ‘Doğal Kaynak Suyu’nda 62,80 puanla Fuska, ‘İçme Suyu’nda ise 4,22 puanla Erpınar markasının birinci sırada yer alıyor.

128 markanın yer aldığı tabloda 15 su dışındaki tüm markalar eksi puanda.

BURSA’DA DURUM NE?

Çok sayıda su markasının bulunduğu Bursa’da, artı puan alan 15 firma arasında sadece bir marka var: 14.30 puanla Kirazlıyayla markası.

Bursa’daki su markalarının listedeki sırası ve puanları ise şöyle:

16. Korusu -5,32

22. Karacakaya – 28,16

36. Özkaynak – 73.97

69. Alaçam – 1.618,66

78. Aroma Ömer Duruk – 1.688,54

88. Gümüş – 1.876,43

113. Damla – 2.267,34

116. Sırma – 2.331,86

118. Elmas – 2.401,44

119. Nestle Pure Life – 2.423,14

120. Sultan – 2.425,95

121. Kay – 2.497,18

122. Erikli – 2.501,62

Bursa’da analiz raporlarına ulaşılamayan ya da raporlarını Gıda Güvenliği Hareketine vermekten imtina eden Bursa markaları ise şöyle sıralandı:

  • Birdağ Uludağ
  • Damla Minera
  • Kınık
  • Mirağ Uludağ
  • Pnar Yaşam Pınarım
  • Uludağ

İŞTE GIDA GÜVENLİĞİ HAREKETİ’NİN SU RAPORU

‘DUŞ ALMAK BİLE TEHLİKELİ’ DENMİŞTİ

Bursa Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden 4 akademisyenin 43 marka üzerinde yaptığı analiz sonuçları da geçtiğimiz günlerde basına yansımıştı.

43 farklı markanın içme suyu örneği üzerinde 16 farklı ağır metalin analiz işleminin yapıldığı testte, su örnekleri içerisinde tespit edilen en yüksek ağır metal konsantrasyonları, baryum, kurşun, stronsiyum olmuştu.

Araştırmada, kurşun oranlarının ambalajlı içme sularında yetişkinler için 10-6’yı aşan kanserojen indeks aralığı sergilediğine vurgu yapılarak, “Ambalajlı içme suyu tüketmenin Pb(kurşun) seviyesine göre kanserojen risk oluşturduğu gözlenmektedir. Toplum sağlığının korunması açısından uygun kontrol tedbirlerinin alınması gerekmektedir. Sularda As, Pb, Mn, Cd, Cu, Hg Cr gibi ağır metallerin bulunması ciltte incelme, böbrek hasarı, karaciğer sirozu, sinir sisteminde ileti bozuklukları, gibi sorunlara yol açabilmektedir. Toplumun bir bölümünün, su ihtiyacını sağlıklı olduğuna güvenemediği için musluk suyu yerine ambalajlı sulardan karşıladığı bir gerçektir. Ambalajlanarak tüketime sunulan doğal kaynak suları ve içme sularının bakteri içermemesi kadar ağır metal bulunma durumu ve konsantrasyonu da önem arz etmektedir” ifadelerine yer verilmişti.

Tespit edilen en yüksek baryum oranının korkutucu olduğu kaydedilen araştırmada “Kurşun miktarı 0.010’un altında olması gerek ancak 8 katı çıkmış. Araştırma sonuçlarına göre bazı içme suları dördüncü derece su kalitesinde. Böyle bir ürün ancak banyoda kullanılır. Baryum (Ba), kurşun (Pb) ve stronsiyum (Sr) ağır metallerdir. Bu ağır metallarin kansorejen etkileri var. Bazı organlarda birikme, mutasyon, dejenerasyon etkileri söz konusu olabilir. Çünkü bu metaller vücutta birikme yapabiliyor. Ambalajlı su sektöründe korkunç derece denetimsizlik var. Standart dışı firmaların ruhsatları iptal edilmeli” denilmişti.

AMBALAJLI SU ÜRETİCİLERİ DERNEĞİ’NDEN AÇIKLAMA

Söz konusu haberlerin ardından Ambalajlı Su Üreticileri Derneği’nden (SUDER) yapılan açıklamada ise “Söz konusu bildirinin genel geçer bir araştırma niteliğinde sunulması toplumu yanlış yönlendirmektedir. Ambalajlı sular, su kaynaklarından tüketiciye ulaşana kadarki her adımda öncelikle Sağlık Bakanlığı ve ilgili diğer tüm yasal makamlarca sürekli denetimlere tabii tutulmakta ve Sağlık Bakanlığı İl Sağlık Müdürlükleri tarafından ruhsatlandırılmaktadır” denilmişti.

SUDER Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Seyhanlı’nın imzasıyla yapılan açıklamada, “Periyodik olarak hem tesislerden, hem de piyasadan Sağlık Bakanlığı ekipleri periyodik olarak numune almakta ve analiz etmektedir. T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan ve ambalajlı suların tabi olduğu İnsani Tüketim Amaçlı Sular hakkında Yönetmelik ve Doğal Mineralli Sular Hakkında Yönetmelikler’de belirtilen ağır metal limitleri, Avrupa Birliği’nin ilgili mevzuatları ile birebir uyumludur. Mevzuatlarda belirlenen mikrobiyolojik ve kimyasal parametrelerin üst limitleri belirli bilimsel çalışmalarla uzman kurum ve kuruluşlar tarafından saptanmıştır. (…) Sağlık Bakanlığından ruhsatlı bütün ambalajlı suların içeriğinde bulunan bütün mineraller ve diğer çözülü maddelerin bulunabilirlik alt ve üst limit değerleri, AB ve ülkemiz mevzuatında kabul edilmiş değerler aralığındadır. Ülkemizde Sağlık Bakanlığından ruhsatlı olan ambalajlı suların bütün parametre değerleri hem ülkemiz hem de AB Yasal Mevzuat değerlerine uygun iken, bir kongrede sunulan bir çalışma kaynak gösterilerek, ‘ambalajlı sularımızda limit değerlerin kat be kat üstünde ağır metal saptandığı’ iddiası da havada kalmaktadır.” denilmişti.

SAĞLIK BAKANLIĞI’NDAN AÇIKLAMA

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da Türkiye’de ambalajlanarak piyasada satışa sunulan suların, kaynak ve içme suları ile doğal mineralli sular şeklinde sınıflandırıldığı, Avrupa Birliğine üyelik süreci ile tüm kurumlarda olduğu gibi Sağlık Bakanlığı’nda da mevzuatta uyumlaştırma çalışmaları başlatılarak gerekli yönetmeliklerin hazırlandığı belirtildi.

Açıklamada, aambalajlı suların, tesis ve üretim izni olmak üzere iki aşamalı süreci içeren prosedür çerçevesinde ruhsatlandırıldığı belirtilerek, şöyle denmişti:

“Bu süreç içerisinde suyun hem kaynağından hem de üretim yerinden su numuneleri alınarak adı geçen mevzuatta belirtilen kimyasal, fiziksel, mikrobiyolojik ve radyoaktivite parametreleri yönünden bakanlıkça yetki verilen laboratuvarlarda analizleri yapılmaktadır. Bu analizlere arsenik, kurşun, cıva, kadmiyum, baryum ve bakır gibi ağır metal parametreleri de dahildir. Analiz sonuçları adı geçen yönetmeliklerde belirtilen sınır değerlere uygun olmayan hiçbir suya üretim izni verilmemektedir.”

Bu yönetmeliklerin AB üyesi ülkelerde uygulanan direktiflere göre uyumlaştırıldığı ve bu ülkelerde uygulanmakta olan sınır değerlerin Türkiye’de de aynı şekilde uygulandığına işaret edilen açıklamada, şu değerlendirmede bulunulmuştu:

“Stronsiyum adı geçen direktiflerde izlenmesi gereken zorunlu parametreler arasında yer almadığından ülkemiz mevzuatında bulunmamaktadır. Bakanlığımız tarafından ruhsatlandırılmış olan tüm su markalarının gerek piyasa denetimlerinde alınan, gerekse imalathane denetimlerinde alınan son 3 yıllık (01.01.2016 –10.01.2019) veriler incelenmiş, yapılan 41 bin 458 analizin tamamının kurşun ve baryum parametreleri açısından mevzuat limitlerine (Kurşun 10 µg/L, Baryum 1000 µg/L) uygun olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu haberlerde ölçüldüğü belirtilen baryum ve kurşun değerleri, mevzuat limitleri içerisinde olup denetleme ve kontrol süreçleri bakanlığımız tarafından hassasiyetle takip edilmektedir. Vatandaşlarımız, bakanlığımız tarafından üretim izni verilen ve denetimleri yapılan ambalajlı suları güvenli şekilde tüketebilir.”